Natüralizm Çıkmazı Kitap Tahlili

Ders Bilgileri
Tarih
27 Mart 2021
Konuşmacı
Kemal Batak
Ders Numarası
Ders 13
İslam-Bilim İlişkisi çalışma grubumuzun altıncı mütalaasını "Natüralizm Çıkmazı" kitabı çevresinde kıymetli Kemal Batak hocamız ile gerçekleştirdik. İstifadelerinize sunulur.
**Dersten Notlar**
Tanrı Yanılgısı, 2004 veya 2006 yılında çevrilmişti. Ben de bu kitabı 2010 yılında yazdım. Bu kitabı yazdıktan sonra natüralizmin bir yönünü eksik bıraktığımı gördüm. Bunun için de ayrı bir kitap yazdım, Felsefenin Sonu diye.
Teizm, Tanrıcılık demektir. 3 büyük dinin ayrı ayrı teizmleri vardır. Burada, metafizik natüralizme karşı başka bir metafizik öneri vardır. Bu arada, metafizik kavramının, sıklıkla, sihir, büyü, fizik ötesi anlamında kullanılageldiğini ve bunların hatalı olduğunu söylemeliyiz. İlk Felsefe ve metafizik eş anlamlıdır. 2500 yıldır metafizik şöyle anlaşılır: Varlık ve gerçeklik ile ilgili iddialar, metafizik olarak adlandırılır. Her neyse, teizm, doğa üstü bir başka güç olduğunu savunur, metafizik görüşü budur. Deizmden de yaratanın, bu evrende birtakım fiillerde bulunduğunu söylemesiyle ayrılır.
Dawkins gibi yeni ateistleri işledim kitabımda. Ne yazık ki Dawkins, çok kötü bir felsefeci ve ilahiyatçı. Sefalet olarak nitelendirilebilecek ifadeleri var. Yeni ateizm diyoruz ama bunun “yeni” bir tarafı yok. Yeni Camii ne kadar yeniyse bu da o kadar yeni. Ama bu isimler şu anda, bazı yanlış uygulamaları vülgarize ederek sunuyor olmaları ve gençleri etkiliyor olmaları bakımından önemlidir. Fakat ben, bu kitapta sadece yeni ateizmi değil natüralizmi eleştirerek daha saygın bir iş yapmak istedim.
İlk çıkardığımda bu kitabı, Bilim Sanat Vakfı’nda sunmuştum. Benim 4 kitabım arasında en fazla rağbet göreni bu oldu.
**Soru - Cevap**
Korelasyon problemi, beraberinde, pek çok safsatayı ve iddiayı da beraberinde getirmez mi?
Bu çok eski bir konu, Aristo’dan beri tartışılıyor. Mesela doğal nesnelere etki vermeyen, Gazali, Berkeley gibi isimlerin doktrinleri var. Ben şahsen bu vesilecilik fikrine uzağım. Bu, çünkü, aynı zamanda ahlaki sorumluluğu da ortadan kaldırabilecek bir şeydir. Burada sadece Tanrı fail olmuş oluyor. Aristo, 4 nedenden bahseder. Biz modernler ise meseleyi tek bir nedene, “özne neden”e indirgemiş durumdayız. Crick, insanın bir sinir destesi olduğundan bahsediyor. Searle ise onun bu indirgemeciliğine itiraz ediyor, daha ılımlı bir isim olarak. Crick’e göre bilinç, bir yanılsamadır. Burada, bilinçli, teleolojik hiçbir açıklama yok. Bu, bizim varlıkla olan bilgimizle de ilgili. Metafiziğimiz, bizim, neye “neden” diyeceğimizi belirliyor.
Mesela bir hastalık belirtisinin yılalr önce ateşten kaynaklandığı düşünüyorduk. Şimdi ise bir virüsün buna sebep olduğunu düşünüyoruz. Peki ya başka bir virüs etkense ve biz onu henüz bilmiyorsak?
Evet. Masayı gerçek yapan, “şey”i gerçek yapan nedir, felsefeciler yüzyıllardır bunu tartışıyorlar. Belki bu bizim bilgi düzeyimizle ilgilidir. Atomun nihai varlık olduğunu düşünürken sonra kuarklardan sonra Tanrı parçacığından bahsetmeye başladık. Dolayısıyla bu mesele bizim bilgi düzeyimizle ilgili.
Metodolojik ile felsefi natüralizm farkını biraz daha açabilir misiniz?
Quine, natüralizm üzerine tartışmaları alevlendiren bir makale yayınladı. Diyor ki, felsefe, empirik bilime bağlanmalıdır. Çünkü felsefe, masa başı bir faaliyettir, felsefeci deney yapmaz. İlk Felsefenin meşruiyetini reddediyor ve felsefe ve epistemolojinin empirik bilime bağlanması gerektiğini söylüyor. Yani metodolojik natüralizm, bilgi kaynağının empirik birime indirgenmesidir. Onlara göre, natüralizmin iddialarını, empirik bilim temize çıkarmıştır. Eğer bilgi konusunda söyleyeceklerimizi bilimle sınırlandırırsak bunu düşünebiliriz. Ama pek çok filozof böyle bir sınırlandırma yapılamayacağını ifade eder. Kimisi de dini görüşleri laboratuvarın dışında tutmak gerektiğinden bahseder. Halbuki buna gerek yoktur, çok büyük isimler, buna gerek görmemişlerdir. Aristo, Tanrı’nın varlığına dair delili, Fizik kitabında sunmuştur. Newton hakeza, Tanrı’nın zaman zaman aleme müdahale ettiğini söyler, dolayısıyla ona göre açık bir evrenden bahsediyor olmalıyız. Halbuki natüralizme göre evren kapalıdır.
Newton döneminde bu kadar katı bir natüralizm anlayışı yoktu. Ondan sonra ise daha mekanistik, kesinci bir bilim anlayışının yaygınlaştığını, günümüzde kuantum çalışmalarıyla ise bunun yavaş yavaş tekrar yıkılıp nisbi bilim vurgusu yapıldığını görüyoruz. Peki bu yeni ateistlerin, bugünkü bulgulara rağmen katı natüralist olması nedendir?
Newton’dan sonra birisi gelip bir kitap yazıyor ve hükümdara sunuyor. Orada Tanrı bahsi geçmediği hükümdarın dikkatini çektiğinde, bilim adamı, “Böyle bir hipoteze ihtiyacım olmadı.” cevabı vermişti. Bu önemli bir örnektir. Şimdi siz, bilim adamı olarak etikle, ahlakla ilgili herhangi bir şey söyleyemezsiniz. Karl Popper gibi, bilimsel bir teorinin yanlışlanabilir olma şartı olduğunu düşünüyorum. Bugün olan şey bilim adamlarının hadlerini aşmalarıdır. Önemli bir fizikçi, “Doğada herhangi bir gayelilik yoktur.” der. Hiçbir empirik unsur ona bu metafizik iddiayı söyleme gücü veremez. Bizim gibi yeterli okuma yapmamış olanlar, 3. dünya ülkelerinde yaşayanlar empirik bilimle felsefe ayrımını yapamıyorlar. Dolayısıyla halk, bilim adamının bütün konuştuklarının uzmanları oldukları alandan neşet ettiklerini düşünüyor ve bilimle dinin çatıştığını düşünüyor. Dinle bir felsefe çelişiyor burada, bilim değil.
Diğer insanlar bu ayrımı yapamıyor olabilir ama Dawkins gibi bir isim neden böyle bir yanlışa düşmektedir? Egoistik bir durum mu, belli okumaları yapmamış olmasından mı kaynaklanıyor?
Son yüzyılda bilimin çok hızlı ilerlemesi ona bu cesareti veriyor olabilir. DNA çalışmaları, aya çıkmamız gibi büyük değişimler ciddi bir etki oluşturdu. Bir kompleks var, bizim gibi 3. dünya ülkelerinde bu daha fazla. Bilim adamlarının bütün hakikatleri bize sunabileceği, her şeyden bahsedebileceği zannediliyor. Dawkins, kültürel olarak bir Hristiyan olduğunu da ifade ediyor ayrıca.
Mevcut bilimin temelinde natüralizm olduğu için bunu benimseyemediğimizi, belki de benimsemememiz gerektiğini düşünüyorum. İslami bir bilim tasavvuru nasıl geliştirebiliriz?
“İslami bir bilim” kavramı olmadığını düşünüyorum. Bütün mesele natüralizmin felsefi bir görüş olduğunun ortaya konması ve bunun bilimden ayrıştırılmasıdır. Bilginin İslamileştirilmesi projesi denenmiştir, Faruki bu konuda önemli bir isimdir. Bu, tutmayan, çökmüş bir projedir. İslami ekonomi, İslami… bunlar kompleksten kaynaklanıyor diye düşünüyorum. İbn Rüşd, Allah’ı en iyi bilenin alemi en iyi bilen olduğunu söylüyor. Alemi bilmenin Müslüman’ı Hristiyan’ı olur mu kuşkuluyum. Kurbağayı Müslümanca nasıl araştıracağız… Metodolojik natüralizmi tersinden uygulamak bize çok yakışmaz bence.
Ahlaki değerler her gün karşımıza çıkıyor. Bunların natüralist bakış açısıyla açıklanamayacağını ve kişiyi nihilizme sürükleyeceğini düşünüyorum. Natüralistlerin kendisine, bu ahlaki değerleri kendisine nasıl anlattıklarını çok merak ediyorum.
Dawkins, “Sırtımı kaşı, sırtını kaşıyayım.” ilkesini temele alıyor. Yine Gen Bencildir isimli kitabında da karşılıklılığı esas alıyor. Bu, esasında tarihte ilk defa savunulmuş bir şey değil. Sizin fedakarane dediğiniz davranışlar da bir yönüyle bencillikten neşet ediyor bu anlayışa göre. Sizin bilinçli amaçlarınızın fiilleriniz üzerinde bir etkisi olmadığını düşünüyorsanız, bu sizin iradenizin de olmadığı anlamına gelir. Dolayısıyla siz bir makinesinizdir. Bir gün, halk psikolojisi ifadelerin yerini, “C lifleri ateşliyor.” gibi daha doğru ve bilimsel ifadelerle yerini değiştireceğini var sayıyor bu anlayış. O halde bütün etik değerler pragmatizme dayanıyor ama bu, benim açımdan çok makul değil.
Acaba çocuğuyla, eşiyle nasıl bir iletişimi vardır bu insanların?
Gen havuzunu koruyor, onu böyle anlıyor, şefkati, merhameti böyle yorumluyor.
O halde kendi bilinci de kendisini yanıltıyor, o da bu yanılsamaya düşüyor.
Onlar da bunu söylerler. Ben, teleolojik bir amaçla, susadığım için su içtiğimi zannettim ama fizyolojik nedenler beni su içmeye itiyor. Toplum bizi böyle yetiştirdi ve böyle zannediyoruz derler. Crick de bunu savunur, tamamen nöronların ateşlemesinden ibaret görür davranışlarımızı. Halbuki burada insancı fikir ve bilimci fikir vardır. İnsancı bilim çok kadim, pek çok edebiyatçının da şu ana dek savunduğu şeydi. Bilimci fikir çok yeni bir şey.
Crick belkide bazı şeylerin ileride açıklanacağını düşünerek tutarsızlık olarak gördüğünüz şeyi kafasında bir yere yerleştiriyor olabilir. Nitekim sayfa 116’da uzun dönemde bazı şeylerin açıklanıp atalarımızın hurafelerinden kurtulacağımızdan söz ediyor.
Crick, kitabında, görme, anılar şeylerin gerçekleşmesinin taslağını dah bilmediğimizi söylerken bundan 50 sayfa sonra nöronların ateşlemesinden bahsediyor. Dolayısıyla bana göre tutarsızlık var burada. Karl Popper’ı okursanız, bilimin matematik bir kesinlikten uzak olduğunu görürsünüz. Bilimsel teoriler, tahmini, yanlışlanabilir şeylerdir. Crick de bunu bir yerde ifade etmiş ama başka yerde kesinlikten bahsediyor. Gayri maddi bilincimiz varsa ve buradan ortaya çıkan düşünmek, irade etmek gibi değerler varsa, bir fizikçi, bir nörobiyolog bunu keşfedebilir mi? Bu imkansız. Bilim adamının alanı madde üzerinedir. Bu alan onun dışında kalır. Dolayısıyla burada bilim adamlarına düşen hadlerini aşmamaları ve mütevazi iddialarda bulunmalarıdır.
Natüralizm, belki de geçmişte açıklanamayan şeylerin metafizik güçlere havale edilmesine bir tepki olarak doğdu. God of the gaps deniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Bu ciddi bir suçlama tabii. Felsefeci burada, kendini eleştirilemez bir noktaya taşıyor görülebilir. Mesela analitik felsefecilerin bir numaralı konusu mümkün dünyalardır. Kimisi bu mümkün dünyaların hepsinin gerçekten var olduğunu, kimisi olmadığını söylüyor. Şimdi bu teoriyi ben fizikçiye sunsam belki de gülecektir. Halbuki, bu konu çok saygın bir konudur. Mesela etikle ilgili teoriler nihai anlamda nasıl çürütülebilir? Belki bu teoriler de bu “boşluk”ta. Belki de bilim de bu boşlukta. Şu anda İslam dünyasında bilim adamları ve bilim, Tanrı rolünü oynuyor. Halbuki bilim adamları arasında ihtilaflı noktalar var. Kimisi GDO’lu yiyeceklerin faydalı, kimisi zararlı olduğunu söylüyor mesela. Empirik bilimler içinde de boşluklar var dolayısıyla. Sadece felsefede değil hayatın her alanında boşluk var. Bunu bir sorun gibi düşünüp o zemine fazla yüklenmemek lazım.
Bu içerik eski web sitesinden otomatik olarak aktarılmıştır.
