İslam-Bilim İlişkisi Çalışma Grubu
Ders 424 Ekim 2020

Bilim Ne Değildir? Kitap Tahlili

Alper Bilgili
Bilim Ne Değildir? Kitap Tahlili

Ders Bilgileri

Tarih

24 Ekim 2020

Konuşmacı

Alper Bilgili

Ders Numarası

Ders 4


İslam-Bilim İlişkisi çalışma grubumuzun 2. kitap mütalaasında kıymetli Alper Bilgili hocamız ile "Bilim Ne Değildir?" kitabı üzerine konuştuk. İstifadelerinize sunulur.



**Bilim Ne Değildir Kitap Tahlili**


Araştırmalara göre Türkiye’de insanların yüzde 38’i, dinle bilimin çatıştığını düşünüyor. Aynı zamanda insanların yüzde 80-90’ı dinin hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade ediyor.


Hasan Onatlı, kendisine hediye ettiğim kitabımı 1 günden kısa bir sürede okuyup bana geri dönüş yapıp beğendiğini ve öğrencilere tavsiye edeceğini söylemişti. Tabii bu benim için bir onurdur. Benim için önemli olan aklı başında insanların kitabımı beğenmesi.


Belirttiğim gibi Celal Şengör ile sorunum yok. Alanında iyi olabilir fakat alanı dışına çıktığında farklı şeyler söylemektedir.


Yazdığım günden bu yana epey malzeme birikti. Başka bir yayınevi ile anlaşıp kitabı güncellemeyi düşünüyorum.




**Soru-Cevap**


Tepki aldınız mı?


Şengör, yazdığım kitap hakkında, “Dikkate almaya değmez.” Şeklinde cevap vermiş mailinde. Ondan beklenen tepki de bu zaten. Dawkins gibi, Kur’an’ı okumadığı halde onun hakkında kanaate verebiliyor. Ne yazık ki yayınevi de kitabın arkasında durmadı. Bunun için başka bir yayınevi ile devam etmeyi düşünüyorum. Kitaba beklemediğimiz bir ilgi de oldu. İlk haftada ilk baskısı bitti.


Tümevarım meselesini biraz açar mısınız?


Tümevarım işe yaradığı ve hayatı kolaylaştırdığı için var. Ama felsefi açıdan bir krize sebep oluyor. Biz n sayıda örneği inceleyip bütün örnekler hakkında bir yargıya varıyoruz.


Bazen korelasyon ilişkisini asıl sebep zannedebiliriz. Mesela televizyon izleyen çocukların şiddete yönelimi olduğu şeklinde çalışmalar var. Bazı çalışmalara göre anne babalar ilgisiz olduğu için çocuklar fazla televizyon izler ve çocukların şiddete yöneliminin asıl sebebi, anne babaların ilgisizliğidir.


Bilim her şeyi sorgular diyoruz, her şeyi sorgulamaz. Mesela rüyada olup olmadığımızı, algılarımızın bizi yanıltıp yanıltmadığını sorgulamaz. Bunu felsefeci sorgular, bilim adamı sorgulamaz. Biz bunlara “temel inanç” diyoruz. Doğada yasaların olduğu fikri de tamamen bir inançtır, buna dair bir garanti yoktur. Bu bir tümevarım sonucudur, bunu ispatlamak için, yine bir tümevarım olarak, şu ana kadar hep bu kanunlar çerçevesinde gerçekleştiğini söylemekten başka çare yoktur.


Bilim nasıl oldu da tabu haline getirildi?


Bilim her konuda bir şeyler söyleyebilir ama son sözü söyleyemez. Biz, bilime bir şeyleri söyletmek için dayattığımızda, kendi yargılarımızı söyletmiş oluyoruz. Aslında bu bilim anlayışı çok yeni. Antik Yunan’da insanların derdi, nasıl daha erdemli yaşayacakları ile ilgiliydi. Şu anda doğa bilimlerinin bu kadar merkeze oturması bize sağladığı konforla ilgili. Mesela taksiye bindiğimde, adam beni doktor zannettiğinde “Siz” diye hitap ediyor; ama sosyolog olduğumu anladığında tavırları değişiyor. Osmanlı ne zaman Batılılaşma’ya yöneldi? Teknolojinin savaştaki etkisini gördüğü zaman.


İnsanları bilim yapmaya İncil’le motive ediyorlardı başlarda. Daha sonra doğa bilimleri hayata dokunmaya başlayınca bunlar bir kenara itildi.


İslam dünyasında da bilim-din çatışması var mı?


Biz şunu kaçırıyoruz: Kiliseye haksızlık yapılırsa yapılsın, bize ne! Bu yanlış bir şey, biz hakikatin tarafında olmalıyız. İlk defa 19 yaşımda Kur’an’ı okudum ve çok etkilendim. Prensipler kitabı Kur’an. Gücü ön plana almıyor, erdemi ön plana alıyor. Dünyayı ele geçirmek gibi bir hedef göstermiyor bize. Bundan ötürü biz de doğruya doğru, yanlışa yanlış demeliyiz. Şunu bilelim: Kilise bilimi destekledi. Tıpkı Memun gibi, o da aynısını yaptı. Siz sadece bilimle uğraşın, ekonomik kaygılarınız olmasın dedi. Bu gayet normaldir, çünkü insanların zaten işi gücü var ve çok yoruluyorlar. Kilisenin bilim ile çatışması, kilisenin kendi bilim anlayışını terk etmek istememesi ile alakalı. Batlaymus’un Kopernik evren anlayışıyla çatışması, Galileo’nun yaşadığı şey. Burada seküler bir kurum olsaydı da sonuç aynı olurdu. Celal Bey’in anlattığı gibi, bilim adamları yanlışlanmak için yanıp tutuşmazlar. Tam aksine tezlerine tutunurlar. Jordano Bruno mesela, dini görüşlerinden ötürü değil, mistik görüşlerinden ötürü yakılıyor. Yani burada mevzu din bilim çatışması değil. Kilisenin çatlak seslere tahammülsüz olması. Bugün de aslında belli oranda baskı var.


Galileo, hayatının sonuna kadar Katolik olarak yaşıyor. Yani duygusal bir tepkiyle, Katolikliğe tepki koymuyor, o denli dindar birisi. Galileo’nun suçu aslında, kiliseye “Ben dini sizden daha iyi anlıyorum.” demeseydi. Çünkü kilise dinden anlamıyor ise hiçbir şeyden anlamıyor. Onlara göre Papa’yı Allah seçiyor mesela. Bu yüzden papa kolay kolay çıkıp kimseden özür dilemez.


Kilise, mesela Tanrı’nın eli konusunda metaforik yaklaşımı kabul ediyor. Ama diğer bazı meselelerde bunu kabul etmemişti çünkü kendi bilimsel görüşlerine çok güveniyordu.


Evrim konusunda ne düşünüyorsunuz?


İslam aleminin en çok ihtiyacı olan şey, serbest bir tartışma ortamı. Bu konular tartışılabilmeli. Bu konuda İsmail Fenni’nin yazdıklarını tez olarak, dünyadaki bu konularda en çok itibar gören dergilerden birinde yayınlamıştık. Ona göre, evrim bilimsel açıdan yanlıştır ama bir yaratıcı fikriyle çatışmaz. Hatta buna dair yoruma açık ayetleri de vermektedir. Şimdi buradaki komplekssiz duruşa bakın. Ve o dönemde, Amerika’da evrimle ilgili bazı yasaklamalar geliyor ve o da bu konunun bilim adamları arasında tartışılması gerektiğini ve siyasi müdahalenin yanlış olduğunu söylemiş. Bunu Yahudi asıllı ateist hocama anlattığımda şok olmuştu.


Müslümanlar, evrimden çok daha uçuk bir görüş olana spontane jenerasyon görüşünü bile kabul etmekte beis görmemişlerdi.


Ben de evrimin doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü uzman görüşlerine güveniyorum.


Teolojik açıdan bir Hristiyan'ın evrimi kabul etmesi bir Müslüman’a göre çok daha zor. İsa’nın tanrı olduğunu düşündükleri için, onun öncesini maymuna atfedemezler.


Evrim ile İslam arasında sorun yok dediğim zaman bana en çok ateistler küfrediyor. Bu da evrimin onlar açısından ne denli önemli bir aparat olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan, Cübbeli’nin evrim ile alakalı söylediklerini bana atıp onun söylediği gibi söylememi bekleyenler var.


İslam’a hizmet açısından bilim ne ifade eder? Bilimin insanın dini hayatına herhangi bir etkisi olmaz mı?


Bana göre Kur’an’ın en büyüleyici ayetlerinden biri, yer ve gök üzerine düşünmek. Bu hepimizin yapması gereken bir şey. Bunun için Abbasi Halifeleri, ekonomiyi bozacak düzeyde ilme önem vermişlerdi. Bilgi, teknolojiye çevrilmese bile önemli. Mesela tercüme yapıyorlar, her şeyi tercüme ediyorlar. İnceler, işimize yarayanı alırız olarak baktılar. Mesela Gazali de bunu yaptı, Yunanlıların metafizik anlayışını almak zorunda olmadığımızı söyleyerek eleştirisini yaptı.


Osmanlı, pratik anlamda işe yaralayan şeylere hemen adapte oluyordu. Bu konuda hiçbir kompleks yok. Ama “mala davara” faydası olmayan bilgi için aynı şeyi söyleyemiyoruz. Mesela CERN hakkında Cübbeli israf demişti, değil mi? Halbuki Evren’i anlamak için gayret etmemizi Allah bizden istiyor. Siz de tıpta zaten görüyorsunuzdur. Koskoca bir mekanizma ufak bir hatayla bozulabiliyor, bizim bunları anlamsız gerekir ki tedavi edelim. Bizim, birileri bilimle bizi hedef alıyor diye bilime karşı mesafeli olması asla doğru değil.


Müslümanların tümevarım konusunda şüpheleri olmaması gerekir değil mi?


Alnından öpülesi bir soru. Neden bilim devrimi ateist Çin’de değil de Hristiyan dünyasında çıktı? Çin’de bir Tanrı fikri olmadığı için, onların kafasında doğa yasalarının varlığını garanti edecek bir anlayış yok. Halbuki Hristiyan dünyasında böyle bir algı var. Aynı zamanda bu yasalar bulunup keşfedilebilir, insanın anlamasını imkansız kılacak düzeyde karmaşık değildir. Bu anlayış İslam dünyasında da vardır. Çinlinin kafasında pratik faydası olan şeye yatırım var ama yasalara dair bir genel görüş olmadığı için büyük bir dönüşüm gerçekleştiremiyorlar.


Akıllı olan bir insan, istisnaları olmakla birlikte, pek çok şeyi tevil edebilir. Mesela 20 yy da Kur’an’ın mevcut bilimsel bilgilerle çalışmadığına dair tefsirler var. Bugün evrim için aynısını yapmak, bu uzlaşmaya gitmek ne kadar mantıklı?


Acaba bizim tevil yapmayalım diyerek tutunduğumuz görüş de bir tevil olabilir mi? Bence evrimi kabul etmemenin daha büyük problemleri var. Ahlaki açıdan, ensest ile türemiş olmaktansa maymundan türemiş olmayı tercih ederim. Tekfiri, birilerinin görüşünü olduğu gibi benimsemeyi bir kenara bırakmalıyız. Ha yarın, denildiği gibi, evrimin yanlış olduğu da ispatlanabilir. Bunun için ben de kitabımda, şu şu ayetler evrimin delilidir tarzı bir üslup benimsemedim.


Melekler nereden kan dökeceklerini biliyorlar? Bazılarına göre dünyada alt türleri gördükleri için.


Türkiye’de evrim karşıtlığının beslendiği kaynaklar, Amerika Evanjelik kaynakları! Harun Yahya dediğiniz adam nedir? Oradan tercüme ettiği Kitaplar. Amerika’daki diğer şahsın çalışması da aynı. Burada tabi ateist evrimcilerin de karşıtlık pozisyonu oluşturma durumu da var.


Psikolojide evrim çok temeldir. Bir psikiyatrist için, okulda evrime inan, okul dışında evrimi reddet demek sıkıntılıdır. Birisi çıkıp ben inanmıyorum derse ona da bir şey diyemem.


Bilim bağnazlığı evrime sirayet etmiş olabilir mi? Evrimi kabul etmeyen de pek çok bilim adamı olduğu söylenmekte. Yani evrim acaba siyasi olarak mı dayatılıyor, yoksa bilimsel olarak mı doğru?


Aziz Sancar ne dedi? Hem Allah’a hem evrime inandığını söyledi. Francis Collins de dünyada tıp konusunda otorite. İlk başta ateistti, sonra DNA’nın Tanrı’nın dili olduğuna dair bir kitap yazdı. Bizim önce evrimin bir yaranma konusu olduğunu düşünmememiz lazım. Evrime karşı olanlar, yanlış düşünme ihtimallerini de değerlendirmelidirler. Ha bunun, elbette sosyolojik bir tarafı var. Bu teoriyi reddeden insanların cezalandırılması, dışlama vs. var ama bu, evrimin yanlış olduğunu söylemeye yetmez. Sırf bizi yanıltmak, dini yıpratmak için evrimi kabul ediyorlar diye düşünmemek lazım. Şunu da düşünelim: Diyelim evrim doğru, ne olacak? Zaten birkaç görüş var bu anlamda evrimi kabul eden.


Evvelsi gün DİB açıklama yaptı. Evrimden bahsediyor ama “o teori” diye bahsedip bir şeyler söylemeye çalışıyor. Yani bu kadar kasmaya gerek yok, rahat olalım. Evrim Kur’an’la çelişir, Kur’an’ın bilimle bir problemi olmamıştır; bu ikisini bir arada savunmak zor, onu söyleyeyim. İsmail Fenni’nin taşıdığı görüş rahatlığını taşımalıyız. Bazı dogmatik Hristiyanlar var, Dinozorların varlığını bile kabul etmezler. Böyle olmamamız lazım.


Ben evrim konusunu tartışmak istemiyorum çünkü ilahiyatçı değilim. Arapça dahi bilmeyen birisi olarak ayetler hakkında ahkam kesmek istemiyorum.


Big-bang teorisi, tek tanrılı dinlerle uyumlu olduğu için kabul edilmek istenmemişti. Burada arka planda ideolojik bir görüş var; evrim ve diğer gibi meselelere tek tek bakmaktansa arka plandaki bu dogmatik görüşle mücadele etmeliyiz.


Kitabı oğluma ithaf ettim. Çünkü o da sizin gibi bu şüphelere muhatap olacak ilerde. Daha akademik bir kitap yazmaktansa, daha anlaşılır, herkese hitap edebilen bir kitap olmasına dikkat ettim.


Mail adresi: bilgili.alper@gmail.com