Bilgi Felsefesi Kitap Tahlili

Ders Bilgileri
Tarih
28 Kasım 2020
Konuşmacı
Alparslan Açıkgenç
Ders Numarası
Ders 6
Nobel ödüllü Fizikçi Rosenberg'e bilimin tanımı sorulunca uzun süre düşünüyor ve sonunda, "Bilim adamlarının yaptığı şeye bilim denir." Demekle yetiniyor. Bilimi tanımlamak gerçekten zor.
Bilimin temel özelliği, düzene sokulmuş olmasıdır. "Küme" kelimesinin kullanılması bundandır.
Aristo bilimin konusu derken, o bilimde ele alınan sorunları kast etmiyor. Kapsayıcı ek bir kavram, konu olarak belirlenmeli. Aristo bunu yapıyor. Konu belirlendikten sonra o konunun inceleneceği yöntem. Sonra da o bilimde birikmiş olan teoriler. Bu 3'ü olmayan şeye bilim denmez Aristo'ya göre. Bu 3 şarta bir eklemeyi da Gazali yapmış. İspatlanabilir olmalı. İlahiyatta ise bu böyle değil. Hiçbir şekilde genel bir ispat yapılamaz. İbn Sina ve Aristo'ya göre, biz bunları ispat ediyoruz ama millet kabul etmiyor. Gazali diyor ki öyle değil, ben de sizin aksinize bir şey ileri sürebiliyor isem o artık bilim olmaz. Bu yola ancak vahiy ile gidebiliriz.
Bilimin bir adının olması gerekir. Bu da ancak "bilimsel şuur" ile mümkün olabilir.
İslam bilim geleneği çok sistematiktir. Yunan geleneği böyle değil. Gerçi Yunan geleneği eski olduğu için pek çok kaynağı kaybolmuştur. Arapça çeviriler üzerinden tanıyabiliyoruz pek çok Yunan kaynağını.
İslam medeniyetinin, hangi ilim olursa olsun, kaynağı vahiydir. Bunu vurgulamak gerekir. İbn Sina'nın eş-Şifa'sını alın ve teknik terimleri çıkarın, en az %90'ı Kur'an ve hadislerde geçiyor. İslam bilim geleneği vahye dayandığı için insanlığa zarar vermesi mümkün değildir.
Ebu Bekir er-Razi, Tanrı'yı kabul eder fakat vahyi kabul etmez. Bu da yine İslam medeniyetinin içinden çıkmıştır. Büyük bir doktordur. Yine Yahudi ve Hristiyan bilim adamları var. Ama alın Razi'nin kaynaklarını inceleyin, yine kelimelerin kaynağının pek çoğu vahiy kökenlidir. Aynı zamanda bu adam ahlakı savunan birisi.
Soru-Cevap
Sayfa 37'lerde bir nassın murad-ı ilahisi bahsi geçiyor. Murad-ı ilahinin nasıl anlaşılacağı konusu bizim farklılıklarımızı belirliyor. Bu konuda nasıl bir metot izlenmeli?
Kadim ulemamız bunlarla ilgili kıstaslar geliştirmişler. Onları kullanabiliriz. Bir ayetin hakkıyla anlaşılması için Kur'an'ın bütünlüğünün ele alınması gerekir. Zaten Arap gramerinin gelişmesini en çok etkileyen şeylerden birisi bu olmuştur.
Mesela evrim konusunda herkes farklı bir şey söylüyor.
Bizde Hz. Adem'in anlatımı geleneksel anlatıma dayanıyor. 1400 yıldır gelenekte, Kur'an'daki zahir manasıyla anlaşılmış ve hatta buna ilaveler yapılıyor. Orada diyor ki, evrim henüz ispatlanmadı. Onun için müfessirlerin görüşü geçerlidir. Müfessirler ayeti zahiri üzere tefsir ediyorlar. Allah Teala, ayette geçtiği üzere 2 eliyle Adem'i yaratıyor ve ona ruh üflüyor, Adem can kazanmış oluyor. Bunun böyle anlaşılması kolay. Evrim ise muazzam, çok yönlü bir teori, anlaşılması kolay değil. Sadece bir değişim olduğu ispatlanmış ama bunun diğer boyutları belli değil. İnsanın bu tekamül sonucu oluşup oluşmadığı kesin değil.
Bizim nasıl bir bilim sistemi inşa etmemiz lazım?
Geçmişte medeniyetlerin kendine has bilimleri vardı. Bilimlerin külli özellikleri var. Her medeniyette aynı ve değişmeyen kısımlar var. Bir de cüz'i dediğimiz, medeniyetlere göre değişen kısımlar var. Demek ki bilim tamamen külli bir faaliyet değil. Fakat bugün bilim küresel bir faaliyete dönüştü.
Yunan teolojisi İslam'a taban tabana zıt. Ne demek zorunda kaldı Kindi? Aristo çok büyük bir filozoftur, bunları onun eserlerine müşrikler sokmuştur. Aristo'ya göre tabiat yaratıcı unsurdur. Allah'ın dünyadan bile haberi yoktur. O mükemmel olduğu için sadece kendi zatını düşünür. Bunların hiçbirini İbn Sina'da göremezsiniz. Bunları attılar Müslümanlar.
Bugünkü küresel bilimden kendimizi soyutlamamız mümkün değil. Diğer bilim insanlarıyla birlikte çalışabiliriz. Fizik, kimya gibi bilimlerin kendisinde İslam'a aykırı bir şey zaten gündeme gelmez çünkü konuları çok spesifiktir. Fakat iş yoruma gelince dikkatli olmamız gerekir.
Bu küreselleşmeye karşı çıkanlar var. Fakat bu mümkün değil. Tarih tek yönlüdür. Sizin ona karşı çıkmanız durumu değiştirmez. Geri dönemezsiniz. Tarihin müthiş bir akışı var. Onu fark edemeyiz. Bugün bizim bu yönlendirmeyi yapmamız lazım.
Cenab-ı Hak her insanın fıtratına hakikate karşı bir ilgi koymuştur.
Eskiden ben, İslam bilim geleneğini canlandırıp oradan devam edelim diyordum ama baktım ki bu yanlış. Çünkü bunu yapabilmeniz için bugünkü bilim geleneğinden kendini izole etmeniz lazım. Peki ne yapmalıyım? Kendi ilim geleneğimi iyi çalışıp onu parametrelerini öğrenerek mevcut bilim geleneğini değerlendirebilirim. Doğru olanın bu olduğunu düşünüyorum.
İslam'ın tarih anlayışının dairesel olduğu gözüküyor. Biz modern dönemde ilerlemeci tarih anlayışını benimsiyoruz ama bu ne kadar doğru?
Fazlurrahman, Ana Hatlarıyla Kur'an kitabında İslam'ın tarih anlayışını çok doğru bir şekilde anlatıyor. İslam'ın tarih anlayışı peygamber kıssalarından çok net bir şekilde anlaşılıyor. Buna sünnetullah denir. Kanun Yunanca bir kelime. Arapça'ya da geçmiş. Kanun sizi sınırlar, bağlar. Sünnet ise öyle değil. Cenab-ı hak dilerse değiştirir. Fazlurrahman'a göre kesintili ilerleme var. Uzaktan bakınca ise o bir çizgi gibi gözükür. Çöküş ve yükselişler var.
Kur'an'ın apaçık olmasından maksat nedir?
Kur'an apaçık ama herkesin anlama seviyesi farklı. Kur'an'ın mucizesi zaten bu. Kur'an her seviyeye bir şey söyler. Herkesin çapınca ondan bir şey alır. Anlayamadığı şeyi gidip bir alime sorar.
Evrim ilerde ispatlanırsa bizim ne söylememiz gerekecek? Hz. Adem'le ilgili bilgi nas değil mi?
Her alimin kabul ettiği bir düstur vardır: Bir nas, akli bir bilgiyle ters düşerse, akli bilgi (bilimsel bilgi) esas alınır; nas yorumlanır. İmam Gazali'nin Tehafüt'ünde bu açıkça geçer. Geçmişte bu, Güneş'in dünya etrafında döndüğü şeklinde anlaşılmış. Ama bu bilgi değişince, mecburen bu ayeti yorumlamaya gidildi. Demek ki Güneş, başka bir yörüngede hareket ediyor. Nitekim bu keşfedildi, Güneş sistemi bir bütün olarak dönüyor. Bizden buradan şu dersi çıkardık: Kur'an'daki ayetleri bilimsel teorilerle açıklamamak gerekir. Mesela Kur'an'dan 5-6 ayet, evrim için delil olarak gösterilebilir. Çok açıktır bunlar. Ama yarın bir gün bu teorinin yanlışlığı ispatlanırsa, sanki Kur'a da yanlışmış gibi bir durum ortaya çıkıyor.
Rüyada insan, alem-i misale girmiş oluyor. Alem-i misaldeki görüntüler semboldür ve onların yoruma ihtiyacı vardır.
Ayetler de birer semboldür. Bilgi sistemimiz sembollerle çalışır. Kainattaki her şey, Allah'ın varlığını gösteren bir semboldür. İnsan nasıl bebekken dili konuşamaz, daha sonra taklit yoluyla dili konuşmaya başlar. İnsan zihni de kainattaki sembolleri anlama hususunda bir çaba gösterirse, belli şeyleri de fark edebilir. Eski alimlerden bunu söyleyenler olmuştur. Ağaçların zikrini duyduğunu ifade etmişlerdir.
