İslam-Bilim İlişkisi Çalışma Grubu
Ders 712 Aralık 2020

Natüralist Felsefe

Baha Zafer
Natüralist Felsefe

Ders Bilgileri

Tarih

12 Aralık 2020

Konuşmacı

Baha Zafer

Ders Numarası

Ders 7


Henüz çok temel problemlerin içinden çıkmış değiliz. Gelişmiş olabiliriz, teknolojiyi kullanıyor olabiliriz fakat bunlar asıl problemleri çözdüğümüz anlamına gelmez. Verilen cevapların eksik kalışı, temel meseleyi bütün vecihleriyle ele alamıyor oluşumuzdan kaynaklanıyor. Şunu sorabiliriz: Acaba bilgi elde edinirken yanlış metotları mı takip ediyoruz? Ve insan olarak bilgimizin eksikliği epistemolojik mi yoksa ontolojik mi? Yani bir gün gelecek, her şeyi bilebilecek miyiz? Bu soru, natüralist olup olmayacağımız belirler. Her şeyi çözebileceğimizi ifade ediyorsanız natüralistsiniz. Natüralistler, geçmişte sınır gibi görülen noktaların bugün aşılmış olmasından hareketle, yeterli zaman verildiği takdirde bugün aşılamaz görülen noktaların da mutlaka aşılacağını ifade ederler.


Bugün televizyonda teist-ateist tartışmalarını izleyip, evrim konusunda bir karara varmak isteseniz varamazsınız. Çünkü problem çok daha diptedir.


Epistemolojik olarak bilim bizden, meseleleri çözmek için sonsuz zaman istiyor ve diğer tarafta, ontolojik olarak kesinlikle bu açığın kapatılamayacağını ifade eden bir taraf var. Kesinlikle bilmeliyiz ki bu kavganın galibi olmayacaktır, vardığı yer aynıdır çünkü. Böyle bir zeminde kimseyle tartışmanın anlamı yoktur.


Mevzuyu anlamak için bilim tarihini ve buna yaslanan argümanları çok iyi anlamamız gerekiyor. Kimya-simya geçişinden hareketle, bir gün her şeyi rasyonalize edeceğimiz şeklindeki hatalı argümantasyonu anlamamız gerekiyor.


Hepimiz biricik olarak farklı isek bu farklılığı ortaya çıkaran ilke nereden gelmektedir? Bir natüralistin buna cevap üretebilmesi mümkün değildir.


Füsis kelimesi, Antik dönemde büyüme anlamında münhasıran bitkiler için kullanılıyor. Daha sonra, her şey için, bir şeyi kendisi yapan şey anlamında kullanılıyor. Gizli olan bir şeyin, gizli tarafıyla bağlantısını kurarak açığa çıkması.


Biyoloji, yasalılığın ortaya konulamadığı alanın dibidir. Bizim dünyamızın evrimleşerek bu hale gelişi de biriciktir. Hatta tarih de biriciktir.


Siz, tedavi veriyor ve bu tedavi dolayısıyla iyileşmenin gerçekleştiğini ifade ediyorsunuz. Acaba kişinin iç bünyesi mi bu hastalığı alt etti? Diyorsunuz ki, geçmişte bu tedavi verilmediği için insanlar erken ölüyordu. Nereden biliyorsunuz? Bunu bilmeniz mümkün değil.


Teknoloji temelde konuşulması gereken bir mesele bile değildir. Abartılmaması gerekir. Uçak dediğiniz nedir ki? İki kanat takar, arkadan pışpışlarsınız uçar gider. Asıl mesele bilinç ve benlik meselesidir. Biriciklik, bilinç önemli. Bunu tartışma konusu dahi yapmayarak otomatik bir kabulle bizi dışsal şartların bir sonucu kabul eden bir anlayış bizden ne diye neo-liberal sistemlere itiraz etmemizi bekler ki?


Füsis'in bize sunduğu bir şey var mı? Aristo, Platon ve Sokrates'in bu konu hakkında bir cevap verdiğini söyleyebiliriz. Platon'un bölünmüş çizgi anaolojisi vardır. Bu çizginin altı bizim gördüğümüz cisimler var. Yani duyulur alan var. Üst kısımda ise düşünülür alan var. En temel soru şu: Bu iki alan arasındaki irtibatı sağlayan şey nedir?


Matematik üzerinden yapabilir. Platon'un verdiği cevap bu. Bunu şöyle düşünün: Elinize 3 çubuk alıp üçgen yapıp alanları değiştirebilirsiniz fakat elde edeceğiniz üçgenlerin hepsinin iç açıları toplamı 180'dir.


Cisim ve nesne aynı şey değil. Cisim duyumlarımızla algıladığımız şey. Nesne ise her türlü sıfatından soyutlanarak algılanan şeyin kendisi. Sizin bunları yakalayabilme kabiliyetinizin adı Matematik. Matematik ile bunu kast ediyoruz, integral ve türev almayı kast etmiyoruz. Bunları kat ettiğinizde füsis denilen yere yaklaşıyorsunuz.


Aristo ise matematiğin füsis ile ilişkisini kırıyor ve basite indirgiyor. Biricikliği toparlama adına sınıflandırma yoluna gidiyor ve biz bugün sınıflandırmanın dibine düşmüş durumdayız. Aristo'dan sonra herkes belli şeyleri sınıflandırma yoluna gidiyor.


Newton F=ma dediğinde büyük bir şey yapmış oldu fakat bu, füsis denilen şeyin içine dair yeni bir bilgi değil. Her şeyi belli bir formülün içine gömmüş oluyoruz. Kendisi de bu içi arayan birisi aslında.


Natüralist bakış açısını ontolojik farka çevirebileceğiniz bir alan, bilinç-beden-benlik ilişkisini ortaya koymanızdır. Bizim yapmamız gereken budur. Tartışma bitmeyecektir, bitmemesi de gerekir ve tabiidir. Sizin de böyle bir sorumluluğunuz olduğunu düşünüyorum.




Soru-Cevap


Platon'un çizdiği çizginin altı üstü, gayb-şehadet alemine mi tekabül eder?


Bir bakıma öyle denebilir. Natüralizm, yeterli zaman verildiği verildiği takdirde her türlü bilginin şehadet alanı kapsamına gireceğini iddia eder.


Tartışma esnasında, "Bir düşüneyim" diye bitiremiyorsanız, birbirinizi küfürle itham ediyorsanız zaten yanlış bir noktadasınız demektir.


Bilimsel metod ile füsis'e ulaşma arasındaki fark nedir?


Bilimsel metodoloji hiçbir zaman füsis'i sağlamaz. Bilim şu anda parametrik bir oyundan başka bir şey değil.


Örneklem almak çok kötü bir şey. Her şeyin belli bir grupla genelleştirilebileceğini söylemiş oluyorsunuz. Halbuki biriciklik vardır. Herhangi bir meseleyi bir açıdan incelediğinizde bir sonuca varabilirsiniz, başka bir açıdan incelediğinizde başka bir sonuca varabilirsiniz.


Din ve bilim arasına koyduğumuz tampon, biricikliğe yaptığımız vurgu inandığımız dinin kapsayıcılığına gölge düşürmez mi?


İnsan fıtrat üzere yaratılmıştır. Sünnet kavramına yaslanarak bu mevzuyu açıklayabiliriz. (Ne yazık ki tekrar sormama rağmen istediğim netlikte bir cevap alamadım.)


Sizin iktidar alanınız, her ne şart altında olursanız olun nazik olmanızla alakalı.


Füsis' açılan kapı inanç açısından kapı vahiy midir?


Kuvvetle muhtemel.




Benim herkese tavsiyem 11'de yatın 5'te kalkın. Deli gibi çalışın, okuyun, yazın. Çünkü 30'lu yaşlara geldiğinizde bir jeton düşmüş olacak. Haftada en az 600 sayfa okuyun. 1000 sayfaya da çıkabilirsiniz. Belli bir grupla haftalık okumalar yapıp tartışabilirsiniz. Akademisyen olun.